Görsel-3:
Endüljans, Hristiyan/Katolik inancına göre, dinsel olarak bağışlanan günahın geriye kalan dünyevi cezasının Mesih ve azizlerin faziletine dayanılarak kilise tarafından affedilmesidir.
Nişanyan sözlüğünde: Fransızca indulgence “göz yumma, hoşgörme, Katolik kilisesinde itiraf ve tövbe sonucu bazı günahların gözardı edilmesi” şeklinde geçmektedir. Bu uygulamayı, Kilise’nin ortaçağdaki lüks ve ihtişam masrafını karşılamak için uydurduğu ve sömürüye dönüştürdüğü belirtilmiştir (Doğan, s. 228).
Bu durumda Hristiyanlık, günahkâr kul ile tanrısı arasındaki pişmanlık/bağışlama ilişkisi içinde kurduğu bir sistemi endüljans uygulaması halinde resmileştirmiştir. Bunun çıkış noktasının, harcamalarını karşılamakta zorluk çeken kilisenin, bu şekilde, manevi bir rahatlatma karşılığında halkın bağışını sağlamak amacı olduğu düşünülmektedir. Böylece halk kiliseye parasal bir bağış yaptığında, günahlarının affedileceğine inanmaktadır. Kendisine, günahlarından arındırıldığına dair verilen yazılı endüljans belgesi ile cennet kapısına gidecektir. Kiliseden para karşılığında satın aldığı bu “Endüljans” belgesi, zaman içinde halk arasında “cennet tapusu” adını almıştır.
Geçtiğimiz Kasım ayında Papa 16. Leo’nun İznik Konsili'nin 1700. Yılı için Türkiye'de Ermeni ve Süryani Ortodoks Kiliselerini birleştirerek yeni bir "Hıristiyanlar birliği" hazırlığı çalışmaları olarak yorumlanan ziyareti vesilesiyle, bu yazımızda onlara ait bir uygulama olan “Endüljans” belgesi üzerinde duracağız.
Hristiyanlığın erken dönemlerinde varlığı pek bilinmeyen, “Endüljans uygulaması, daha sonraki asırlardaki Hristiyan teologlar tarafından gündeme getirilmiştir. Bununla birlikte endüljanslara benzer uygulamanın kökeni Avrupa halkları arasında Hristiyanlıktan önceki dönemlere kadar geri gitmektedir. Böyle bir uygulamanın Avrupa’nın kuzey ve batı bölgelerindeki pagan halklar arasında bir ceza tazmini anlamında uygulandığı bilinmektedir. Oradan kiliseye geçen bu uygulamada verilen belgeler, katedrallerin inşası ve diğer projeler için finansman sağlamak amacıyla yoğun bir şekilde satılmaya başlanmıştır. Ayrıca, bir suçun öcünün alınması için kan dökülmesini önlemek amacıyla ceza, bu suça karşılık olarak belirli bir maddi tazminat ödenmesine dönüştürülmüştür. Bir anlamda bu uygulama, pagan kültürlerde cezanın daha "olumlu" bir karşılıkla değiştirilmesi ya da maddi olarak tazmin edilmesi demektir. Bu uygulamanın kayıtlara geçen ilk örneği Canderbury Başpiskoposu Teodore yönetimindeki İngiltere’de görülmüştür. (Olgun, s. 20-21).
Kilise’nin ortaçağdaki lüks ve ihtişam masrafını karşılamak için uydurduğu ve sömürüye dönüştürdüğü belirtilen Endüljans’ın, işlenen günahın ekonomik karşılığı olarak belirlendiği ve ona göre de kilisenin verdiği af belgesi olarak tanıtılmıştır.
Zira: Hristiyanlık açısından genel olarak değerlendirilen en büyük problemlerden biri de, Pavlus‘tan itibaren bu din üzerindeki gerek önceki ilahî dinlerin, gerekse ilahî kaynaklı olmayan diğer dinler ve mitolojik, felsefî, klasik oluşumların tesiridir.
Bu dinin en önemli temsilcileri tarafından da aktardığı gibi, hıristiyanlığın tanrısal özünden sadece %16’sının kalmış olması, endüljans uygulamasının zeminini de genişletmiştir. Nitekim misyonerlik faaliyetlerinin 19. yüzyıldan itibaren artmış olması da bununla alakalıdır.
Silah gücü bulunmayan kilise, bundan daha az etkili olmayan gücü “kutsal söylem” yetkisinden almaktadır. Kutsalı söylem, silahlı güce sahip aristokrasiyi Haçlı Seferleri organize edip Kudüs’e, yani Müslümanların üzerine gönderebilecek kadar yüksek bir güce sahiptir. Bu yolla kendisine karşı oluşabilecek yakın tehditleri de engellemiş olmaktadır.
Kilisenin elinde bulundurduğu ikinci büyük güç aforoz yetkisidir. Silah gücü zayıf olan kralların manevi gücü ancak kilise tarafından kazandırılabilir veya aforoz etme ile kaybettirilebilir.
Katoliklerin bu inancına göre “Endüljansın yaptığı şey, geçici cezanın etkilerini affetmek ve telafi etmektir. Bir endüljans tipik olarak Tanrı ve komşu için bir hayırseverlik (sevgi) eylemidir. Kilise, "bağlama ve çözme" yetkisi nedeniyle neyin endüljans olup olmadığını ilan edebilir. Bir endüljansın sonucu, söz konusu geçici cezanın affedilmesi veya azaltılmasıdır. Kiliseye hizmetini daha da ilerletebilmesi için samimi, içten bir bağış yapabilirsiniz. Bu, Tanrı ve Kilise için bir hayırseverlik eylemidir, bu nedenle ortaçağda Kilise bunu geçerli bir endüljans olarak kabul etti.” (Bkz: Katolik Kilisesi’nin Endüljans fikri, Catholicism)
Papa II. Urban, 18-28 Kasım 1095 tarihleri arasında 300’ün üzerinde kilise mensubunun katılımıyla gerçekleşen Clermont Konsili’nde tüm Hristiyanları Batı dünyasını gerek vaazlarıyla gerek paralarıyla Kudüs’e kadar gidip kutsal toprakları Müslümanların yönetiminden kurtarması gerektiğine yönelik bir çağrı yapmıştır.
Hedefi açısından "kutsal savaş" olarak nitelenen bu askerî istila seferlerinin dinî açıdan bir kurtuluş aracı ve günahların kefaretini ödemenin bir yolu olacağı özellikle gündeme getirilmiştir. Kendisinin Tanrı’nın izniyle tüm dünyaya gönderildiğini, ilâhî emrin habercisi olarak buraya gelmeye mecbur edildiğini dile getiren Papanın, bu çağrısındaki en temel vaadi ise endüljanslar olmuştur.
Papa’nın, Kudüs’ün, “sokaklarından süt ve bal akan yer, dünyanın merkezi, yeryüzündeki cennet” diye tasvir ederek Batılıların başlattığı Haçlı Seferlerinde (1095-1270) ana motivasyonun teşvik edici önemli bir unsuru Endüljans belgeleridir. Haçlı Seferlerine katılacak ve gidilen Müslüman topraklardan elde dilecek her zenginlikten pay alacak ve her katılan askere ayrıca manevî bir ödül olarak da Endüljans verilecektir.
Kilise/papa tarafından verilecek bu belge ile tüm günahlarının affedileceği, bu yolla cennet kapılarına varılacağı da belirtiliyordu. Bu nedenle Müslümanlardan kutsal toprakları geri almayı hedefleyen papalık projesi olan Haçlı Seferlerinin, siyasi değil dinî bir lider tarafından yönetiliyor olması için güçlü bir maddi ve manevi motivasyon söylemine ihtiyaç duyulmuştur. Zira kralların liderliğinde gerçekleşen savaşların maddi ganimetleri en önemli teşvik unsuru olurken, papalığın aksine manevî vaatlerde bulunması bu aşama için zaruri görülmüştür. Bu teolojik doktrin, Katolisizm'in bağışlanma ve araf inançları üzerine inşa edilmiştir.
Böylece aranan destek bulunmuştur: Kutsal Sefere katılacak olanlara teşvik için manevî olarak günahlarının düşünülmeden bağışlanacağı vaadiyle bu belge oluşturulmuştur. Ayrıca da bunu pekiştirmek için Papa bir ilanda bulunarak, Kutsal sefere yani Kudüs’e gitmeye yemin edenlerin, oraya varmadan dönmesi veya hiç bu sefere çıkmaması durumunda bu defa aforoz edileceklerini belirtmiştir.
Nitekim Papa’nın çağrısı ile endüljans vaadleri öyle olmuştur ki, Haçlıların yaptıkları bu istila seferleri için pek çok Hristiyanı Kudüs yoluna düşürmüştür.Böylece, Hristiyanlık tarihinde ilk genel endüljans olarak bilinen bu uygulama modern anlamıyla ilk kez 11. yüzyılda, kutsal toprakları elinde tutan Müslümanlara karşı gönüllü olarak savaşa çıkan Hristiyanlara manevi bir ödül olarak kullanılmıştır.
Teorik olarak bir endüljans, bağışlanan günahın göz önüne alınması suretiyle kilise tarafından bu günahın dünyevi cezasının tamamen ortadan kaldırılması ya da hafifletilmesidir. Uygulamada ise bu durum, günahların hem bu dünyada hem de günahkâr ruhların arınma yeri olan arafta ilahi adalet doğrultusunda cezalandırılacağı inancı ile kilisenin bu bağışlama sürecini, hem Mesih, hem Bakire Meryem ve hem de Azizlerden elde edilen sınırsız erdemler hazinesine dayanarak bağışlama yetkileri olduğu inancına dayanmaktadır.
Bu şekilde Katolik Kilisesi dualar, ibadetler ve hayırlı ameller karşılığında bu hazinenin sağladığı menfaatleri dağıtma konusunda hak ve yetkiye sahip olmuştur.Endüljansların günahtan doğan dünyevi cezanın tümünün veya bir kısmının bağışlanmasına göre “umumi” ve “kısmi endüljans” diye iki çeşidi vardır.
Umumi Endüljans, günahların oluşturduğu dünyevi cezaların tümünün bağışlanmasıdır. Kısmi olan ise, günahların oluşturduğu dünyevi cezaların bir kısmının bağışlanmasıdır. Kısmi Endüljans için günah itirafıyla birlikte bazı duaların okunması yeterli olurken, umumi endüljansta, komünyon ayinine katılmak, papalığa ait bir dileği yerine getirmek ve benzeri durumlardan birinin gerçekleştirmesi gerekmektedir.
Umumi ve kısmi endüljans ayrımına dayalı geleneksel formunu 11. yüzyıl sonlarına kadar genel olarak koruyabilen günah bağışlama ritüeli, Papa II. Urban’ın 1095 tarihli Clermont Konsili’nde, haçlı ordusuna katılan herkesin umumi Endüljansa ulaşacağını ilan edip bunu kanunlaştırmasıyla yeni bir boyut kazanmıştır.
Clermont Konsili’nde alınan karar şu şekildedir: “Her kim, şöhret ve zenginlik gayesi olmaksızın, Kudüs’teki Tanrı Kilisesi’nin kurtuluşu için yola çıkarsa, katıldığı bu sefer, onun için bütün günahlarının kefaleti olacaktır.”Haçlı Seferlerinden sonra endüljans gelirinin kilise için önemli bir kaynak olduğunu fark eden papalar bu gelirden mahrum kalmak için bunu sürdürmüşlerdir. Günahların affı için Kilise içerisinde “Azizler birliği” adı altında bir birim dahi kurulmuştur.
Bunun neticesinde Endüljans o kadar ileri safhalara götürülmüştür ki, din adamlarının, ölülerin günahlarının affı için dahi uyguladıkları görülmüştür. (…) 1967 yılına kadar devam eden Endüljans, bu tarihte kaldırılmış, ancak günah çıkarma (itiraf) günümüze kadar devam ettirilmiştir” (Doğan, s. 228).
Hristiyan dünyasının daha da ayrışmasına vesile olan bu çıkıştan yaklaşık beş asır sonra, Vatikan Devlet Başkanı ve Katoliklerin ruhani lideri Papa 14. Leo’nun Kasım 2025'de Türkiye’ye yaptığı gezi kapsamında çokça tartışılan devlet-kilise işbirliği ile Hristiyan dünyasının tek bir merkezden yönetilmesi ve bazı yorumcuların “yeni haçlı seferi” hazırlığı olarak değerlendirdikleri ziyaret sonrasında, endüljans verme uygulamasının nereye doğru evrileceğini de merak konusu olmuştur.
Katolik konfesyon metinleri, Endüljans‘ı şu şekilde tanımlamaktadır: “İşlenen günahlardan dolayı günahlar silinmiş olsa da dünyada çekilecek cezanın kısmen ya da tamamen bağışlanması gerekmektedir. İmanlı kişi bu bağışlanmayı, belirli koşulları yerine getirmek suretiyle kilisenin aracılığıyla elde eder. Kilise, kurtarıcılığın dağıtıcısı yetkisiyle Mesih’in ve azizlerin kefaret hazinesini kullanır ve dağıtır. Nitekim, günah işleyerek kilise cemaatinden ve ayinlerden maddi ya da manevi şekilde uzaklaşmış olan kişinin bağışlanıp yeniden eski durumuna gelebilmesi için, tövbekarlık sürecini ifade eden günah itirafı sakramentinin işletilmesi gerekmektedir. Önceki durumuna yeniden kavuşmak ve kutsal ayinlere tekrar katılmak isteyen günahkâr kişinin, dinsel mahkemeye günahlarını itiraf etmesi, liyakatsizliğini kabul etmesi ve dinsel otoriteden günahlarının bağışlamasını istemesi gerekir. Bağışlanan günahın dünyevi cezasına karşılık, belirli bir ceza ve kefarete mecbur bırakılarak günahların affı sağlanır.
Bir diğer tanımı ile Endüljans, bu bağışlanan günahın dünyevi cezası için başvurulan imtiyaz olmaktadır. (Olgun, s. 330)