Logo

Makaleler

O şimdi "Başbakan" oldu...

Sadık Albayrak
Yeni Şafak

Ne günlerdi o günler... Çocukluk ve gençlik yılları... Her on yıl onun hayatında bir dönüm noktası idi. Yirmi yaşlarında "gençlik başkanı" oldu. Otuz yaşlarında "il başkanı" ve kırk yaşlarında da "İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı" olduktan sonra bu durumu içlerine sindiremeyen birtakım güçler, siyaset sahnesinden silmek için onu "fikir ve şiir düşüncesi"nin bir mahkumu olarak "çilekeş insanlar"ın çilehanesine soktular...

Bu, onun "kaderin çizdiği yolda yürümekte"ki kararlılığında ve önüne konan sorunlu yolda yürümesinde en büyük etken oldu.

Arada birtakım adaylıklar ve inişli-çıkışlı "labirent"lere düşmedi değil.... Bir ara, mebus adayı oldu. Bir seferinde de Beyoğlu'ndan belediye başkan adayı seçildi.

Böyle bir seçim günlerinde bir akşam Tophane'ye gittik... Kahve konuşması olacaktı. Onunla içeri girdik ve yanımızda da "hasbî fotoğrafcımız" Enver Beşinci... O konuşurken, flaş patlıyor ve ışık hüzmeleri arasında birkaç aşina yüz belirdi ve seslendi:

"-Baba, senin burda ne işin var?"

A, bir de baktım ki, bizim hapishane bitirimleri...

Silivri'deki koğuş sakinlerinden "evlad"larım...

O zaman bize bol bol sigara gelir, garibana tek tek değil de paket paket sigara dağıtırdım. Volta atan garibanlar, kibrit kutusuna not koyup, bizim "ağalar koğuşuna"(?) atarlardı. Kutulu mektup bize ulaşırdı. İçinde şu not:

"-Baba, duman bitti, yakıt gönder../Evladların..."

Onlara ne sigarası gönderirdim, bilir misiniz?. "Türk Silahlı Kuvvetleri" sigarası...

Kim getirdi, bir düşünün... Hasdal'da yedek subaylık yapan bir genç!....

Tophaneli gençlere vermiştim onları...

İşte zat karşılarındaydı...

Sordum, orada bulunan gençlere, kahve sakinlerine:

- Oylarınızı, o sigaraların anısına, bu gence vereceksiniz, tamam mı?

Cevap bir ağızdan çıktı:

"-Baba, sen ne emredersen, harbiden biz hazırız..."

İşte "harbî" aday, mebus olamadı, ilçe belediye başkanı sandık oyunları ile el değiştirdi.

Ama bugün, "muhtar" bile olamaz denen bu genç, şimdi '59. Cumhuriyet hükümeti'ni kurmakla görevli bir "başbakan adayı" olarak karşımızda...

Yalnız bir tek farkla: Her on yılda bir hayatında görülen hizmet değişikliğine bu sefer, bir yıl öncesinden başlamış oldu:

O şimdi 49 yaşında Başbakan!...

Doğuştan hasbî ve harbî olanlara bu millet her türlü hizmet makamını layık görür. Nice "Paşa"lılar, nice mevkileri ihraz edip, hüküm sürdü.

Böyle hizmetlerin ifası, niye bir "Kasımpaşalı"ya nasip olmasın ki?

Haliç'in kokuşmuş ortamında, Süleymaniye ve Fatih'in şerefelerinden etrafa yansıyan "kandil ışıkları" altında, helal sütle büyüttüğü Tenzile Teyze, artık sevinç ve mutluluk gözyaşları ile, oğlunu bağrına basar!

Çünkü demişler ya:

"Na başa tac imiş, her derde ilaç imiş. Bir oğlan pîr olsa da anaya muhtaç imiş!."