İnsanlığın ilk atası Hz. Âdem ile Havva’nın beraberliğiyle (sekînetle) başlayan evlilik hukuku, zaman içinde Müslümanlar arasında nikâha bağlı olarak “okuntu” ve “velime” adlarıyla iki önemli gelenek doğurmuştur.
Bunlardan “okuntu”, yapılacak düğün merasimini haber vermek için gönderilen bir tür davetiyedir. Eskiden okuntular şeker ya da mendil, çorap veya havlu gibi eşyalar olurdu. Günümüzde okuntu ismi kırsal alanlar dışında ortadan kalkarak yerini davetiyeye bırakmıştır. Bu, bazen elle yazılmış bir davet mektubu

(Görsel-1) Mektupla düğün davetiyesi.
Önceki dönemlerde söz, nişan, ve düğün/nikâh davetini mektupla veya elden gönderilerek, hali vakti yerinde olanlar ise telgraf yoluyla bunu yapmışlardır. Burhaniye’de Manifaturacılık yapan H. Hasan Başoğlu’nun, Ali Baş antetli kâğıda 1956 yılında yazdığı düğün davetiyesi.
© Semavî Dinlerde Nikâh Akitleri Koleksiyonu/ Enver Beşinci
veya pusula olduğu gibi, zaman içinde daha gelişmiş olan matbu baskılı çeşitli görsel özellikte ve kalitede kartlara dönüşmüştür.

(Görsel-2) İsmet İnönü’nün, oğlunun düğününe davetiyesi.
İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün ikinci oğlu Ömer İnönü ile Engin Ögelma'nın evlenme töreni için Kemal Baydar'a gönderilen davetiyesi.
© Semavî Dinlerde Nikâh Akitleri Koleksiyonu/ Enver Beşinci

(Görsel-3) Erol Sabancı'nın nikâh davetiyesi
Sabancı Holding'in kurucusu Hacı Ömer Sabancı’nın oğlu Erol Sabancı ile Belkis Onay'ın 1964 yılında Adana'da Erciyes Plas'da yapılan nikâh davetiyesi.
© Semavî Dinlerde Nikâh Akitleri Koleksiyonu/ Enver Beşinci

(Görsel-4)M. Rahmi-Çiğdem Koç çiftinin evlilik davetiyesi
Koç Holdingin ikinci kuşağı Rahmi Koç’un evlilik davetiyesi. Vehbi - Sadberk Koç çiftinin dört çocuğundan en büyüğü olan ve halen hayatta olan Mustafa Rahmi Koç ile Çiğdem Meseretçioğlu’nun kendi otelinde yaptığı evlenme tören davetiyesi. © (İstanbul Müzayede 72. müzayede kataloğu 08-03-2022) Düğün veya nikâh merasiminin yer ve zamanını bildirmek üzere gönderilen bu çağrı kâğıdında, katılacaklardan, bu günlerinde birlikte olmaktan mutluluk duyulacaklarına ilişkin farklı ibareler yazılıdır. Ayrıca, bazı davetiyelerde düğün merasimiyle birlikte ikram edilecek velime yemeği için ayrıntılı bilgiler yazılarak yeni bir davetiyeye ihtiyaç duyulmadan bu da sağlanmış olmaktadır.

(Görsel-5)Yapı Kredi Bankası/Yayınları ve Doğan Sigortanın kurucusu Arif Kâzım Taşkent ile Ayşe Fahrünnisa Hanım’ın velîme cemiyeti davetiyesi
Ülkemizin ilk sigorta ve bankacılarından olan ve kültür sanat alanında önemli faaliyetler icra eden Yapı Kredi Yayınlarının kurucusu Kâzım Taşkent, aynı zamanda 1926 yılında ülkemizin yine ilk şeker fabrikalarından olan Alpullu Şeker Fabrikasını kurmuştur.
Davetiyenin Latinize hali:
Kerimemiz Ayşe Fahrunnisa ile Kimya Mühendisi Arif Kâzım Bey'in velime cemiyetleri 31 Mart 1927 Perşembe günü icra kılınacağından yevm-i mezkûrda, saat yirmi birde teşrifleri muceb-i şeref ve sürur olacağının arzı vesilesiyle takdim-i ihtirâmât eyleriz efendim.
© Semavî Dinlerde Nikâh Akitleri Koleksiyonu/ Enver Beşinci

(Görsel-6)Hattat Halim Özyazıcı’nın 16 Ağustos 1918 tarihli nikâh davetiyesi
Tanınmış hattat Halim Özyazıcı’nın evde yapılacak velime cemiyeti için, annesi Adviye Hanım tarafından gönderilen davetiye ve Sanâyî-i Nefîse Mektebi Talebe Kimliği. Davetye metninin Halim Özyazıcı’nın kendi eliyle ve davetiyenin alafranga saate göre yazılmış olması ona ayrı bir değer kazandırıyor.
© Semavî Dinlerde Nikâh Akitleri Koleksiyonu/ Enver Beşinci
Eskiden Anadolu’da düğün daveti, davet edilen kimselere gönderilen “okuntu” ile yapılırdı. Okuntucu veya okuyucu denilen birisi, kapı kapı dolaşarak evlere bu eşyaları verir ve şifahi olarak düğüne davet ederdi. Düğün, “okuyucu” adıyla görevlendirilen bazen kadın bazen de erkek tarafından yapılırdı. Bu kişilerin götürdüğü ve bugünkü davetiye yerine geçen sembolik anlamlardaki, şeker, buğday, mum, mendil, havlu, çorap veya düğün hamamı için bir kalıp sabundan oluşan hediyelerden oluşan eşyalar çağrılacak kişilere “okuntu” olarak dağıtılarak duyurulurdu. Böylece davet hem sözle iletilmiş, hem de küçük de olsa bir hediye yollanmış olurdu. Anadolu’nun bazı bölgelerinde halen farklı usullerle varlığını sürdüren bu gelenek, bir yönüyle de, nikâhın sıhhat şartlarından olan aleniliğin/ilanın bir göstergesi olarak yerine getirilmektedir.
Gayesi aynı, usulleri ve adlandırmaları farklı olan düğün çağrısı, Çorum’da “okuma” Sivas’ta “okundu”, Giresun’da “buyrultu” olarak bilinmektedir. Gelibolu’da davul gibi çeşitli çalgılar eşliğinde şeker-lokum dağıtılarak yapılmaktadır. Gaziantep’de ise büyük nimet olarak özel hazırlanmış ekmek verilmektedir. Ahıska Türklerinde düğünün çağrılmasından “teklifa” denilen kişiler sorumludur. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde düğün daveti, genellikle sarı renkli ince mumların davetliye hediye edilmesi şeklinde gerçekleşmektedir.
Bütün bunlara karşın, Anadolu’nun birçok yerinde, hatta büyük kent kırsallarında cami minarelerinden, belediye hoparlörlerinden davet yapılmaya halen devam edilmektedir. Aşağıda örnekleriyle verdiğimiz “Semavi Dinlerin Nikâh Akitleri Koleksiyonu”muzda bulunan, eski davetiyelerde, sadece gelin ve damat babalarının adları yer alırken,

(Görsel-7)Sadece gelin ve damat babalarının adlarının yer aldığı davetiye
Efendim;
Bi-mennihi Tealâ mahdumumuz Sadullah ile kerimemizin şehr-i hâlin dokuzuncu Cuma günü emr-i mesnûn akidleri icra kılınacağından yaz saati on buçukta ….. civarında kâin hânemizi teşrife rağbetle cemiyetimizi şerefyâb buyurmaları mütemennâdır efendim.
Şerifzâde Evliyazâde
Rıza Refik
R: 2 Nisan 336/M: 2 Nisan 1920
© Semavî Dinlerde Nikâh Akitleri Koleksiyonu/ Enver Beşinci zamanla annelerin isimleri de yazılmaya başlanmıştır.

(Görsel-7a)Gelin ve damat anne ve babalarının da adlarının yer aldığı davetiye
Efendim
Kerimem Bedia Hanım’la mahdûmum Rıdvan Efendi'nin 22. Teşrin-i sâni 928 Perşembe günü Fatih Hırka-ı Şerif civarında 28 numaralı bende hâne de velime cemiyetlerinin icrası mukarrer bulunmağla yevm-i mezkûrda ba'de'z-zeval saat iki de teşriflerinizi rica ve bil-vesile teyid-i ihtirâmât eğleriz efendim.
Validesi Pederi
Marufe Danyal
22 Teşrin-i Seni 928/ M: 22 Kasım 1928
İş bu davetiyenin teşrifteriniz de ibrazı Mercûdur*
© Semavî Dinlerde Nikâh Akitleri Koleksiyonu/ Enver Beşinci Günümüzde ise, davetiyelerde her iki tarafın aile büyükleri, anne-baba, gelin ve damadın adları yazılmaktadır.

(Görsel-8) Günümüzde yaygın olarak dağıtılan davetiye
Bu davetiyede her iki aile büyüklerinin isimleri: damadın anne ve babası Emine-Kenan Albayrak, gelinin anne ve babası Süeda-Ahmet Delikurtoğlu, ile gelin Yaren ve damad Hüseyin Albayrak’ın adları yer alıyor.
©Semavî Dinlerde Nikâh Akitleri Koleksiyonu/ Enver Beşinci
Bugün teknolojinin gelişmesine paralel olarak davetiye türlerinde farklı usuller oluşmuştur. Elle yazılmış mektup şeklindeki davetiyelerden matbu nikâh davetiyelerine, CD ortamında hazırlanıp maille gönderilenlerden, internet vasıtasıyla çeşitli sosyal mecra davetiyelerine kadar uzanan birçok davetiye usulü oluşmuştur. Aslında bütün bunlar eski çağlardan itibaren bir kadın ve bir erkeğin birlikte yaşamasını nikâh kıyarak meşru hale getiren önemli unsurlardır. Bu yolla da evlilik akdi, gizli ve gayrimeşru beraberlikler yerine, yapılan düğünler vasıtasıyla bunu duyurma ve kutlama seremonisine dönüşmektedir.
Düğün yemeği: Velime
Arapça kökenli bir kelime olan “velime”; toplantı, düğün ve özel günlerde verilen yemek, şölen, düğün ziyafeti gibi anlamlar taşımaktadır. Her ne kadar kelime ziyafet anlamını taşısa da nikâh maksadıyla düzenlenmiş olan düğün toplantılarına da genel olarak bu isim verilmiştir. Bu mânâyı tam olarak karşılayan kavram “Velime Cemiyeti” ya da “Velime Merasimi” tabiridir.
Aşağıda örneklerini verdiğimiz davetiye metinlerinde görüleceği üzere velîme yemeğine atıfda bulunularak yemeğin bağda veya evlerin bahçelerinde mi, yoksa herhangi bir yemek salonunda mı verileceğine dair bilgiler yer almıştır.
Düğünler, yapıldığı topluma ve zamana göre büyük değişiklikler göstermektedir. Kız ve erkek evinde icra edilen törenler, gelinin evliliğe hazırlanması, merasimle kocasının evine getirilmesi, davetlilere koca evinde velîme yemeği verilmesi veya diğer ikramlarda bulunulması bütün düğünlerin ortak özellikleri arasındadır. Velîmede gelen misafir, eş dost ve yöredeki fakirlere yemek ikramı esastır. Düğün yemeğinin geçmişi, oldukça eskilere uzanmaktadır. Hz. Peygamber’ın (s.a.v), ilk eşi Hz. Hatice ile evlenirken iki deve kestirerek davetlilere yemek ikram ettiği bilinmektedir. Amcası Ebû Talib de bu münasebetle evinde bir ziyafet düzenleyerek Hz. Peygamber’i ve Hz. Hatice’yi davet etmiştir.
Düğünlerde yemek pişirme kültürü, kadim bir medeniyete sahip olan Türklerde de , geçmişten bu yana varlığını sürdürmüştür. Yusuf Has Hacib, 1070 yılında yazdığı Kutadgu Bilig adlı eserinde bu gelenekle ilgili olarak iki unsur; düğün ziyafeti ile çocuğun doğumu veya sünneti vesilesiyle olmasını önermiştir. Böylece gelin ve damat evinde veya farklı mekânlarda icra edilen merasimler, gelinin evliliğe hazırlanması, merasimle kocasının evine getirilmesi, davetlilere koca evinde velime/düğün yemeği verilmesi veya imkânı olmayanların daha mütevazı ikramlarda bulunması bütün düğünlerin ortak özellikleri arasındadır.
Müslümanlar arasında velîme yemeğine önem verilmiş, yeni evlenenlere bereket getireceği ve ocağın daha gür yanacağına inanılmıştır. Allah Resûlü de, kendi evliliklerinde düğün yemeği vermiş; evlenen kişilere de güçlerine göre düğün yemeği vermeyi tavsiye etmiştir. Nitekim Ensâr’dan bir hanımla evlenen sahabe Abdurrahman b. Avf’a bir koyun keserek de olsa nikâh yemeği vermesini söylemiştir (Buhâri, Menâkibu’l-ensâr, 3-Müslim, “Nikâh”, 79, 80, 81).