Logo

Makaleler

Prof Mustafa Gündüz'ün Kitap Tahilil Makalesi


Prof. Dr. Mustafa Gündüz
Prof. Dr. Mustafa Gündüz: Enver Beşinci'ye ait İcâzetli Hekim Diplomalı Doktor başlıklı kitap, tıp tarihi ve eğitim tarihinin kesiştiği bir noktada durmaktadır. Beşinci, on dokuzuncu yüzyılda modern tıp eğitiminin verilmeye başlaması ile, yeni yetişen doktorlara Batı'da olduğu gibi diploma değil de icazetname verilmesinden yola çıkarak bir kültür ve kimlik tarihi yorumu yapmaktadır.

Yayın Tarihi: 13.12.2025

Osmanlı Medeniyeti Araştırmaları Dergisi

Enver Beşinci, İcâzetli Hekim Diplomalı Doktor, (İstanbul: Turkuaz Haberleşme ve Medya Yayıncılık, 2024).

Mustafa Gündüz*
Mustafa Gündüz

Öz

Enver Beşinci'ye ait İcâzetli Hekim Diplomalı Doktor başlıklı kitap, tıp tarihi ve eğitim tarihinin kesiştiği bir noktada durmaktadır. Beşinci, on dokuzuncu yüzyılda modern tıp eğitiminin verilmeye başlaması ile, yeni yetişen doktorlara Batı'da olduğu gibi diploma değil de icazetname verilmesinden yola çıkarak bir kültür ve kimlik tarihi yorumu yapmaktadır. Hekim-doktor, diploma-icazetname üzerinden yapılan tartışmalarla eğitim, tıp ve kültür tarihine bir katkı verilmiş görünmektedir.

Anahtar Kelimeler

İcazetnâme, diploma, doktor, eğitim tarihi, tıp tarihi.

Abstract

Enver Beşinci's book, İcâzetli Hekim Diplomalı Doktor, stands at the intersection of medical history and the history of education. Beşinci offers an interpretation of cultural and identity history, arguing that, with the advent of modern medical education in the nineteenth century, newly trained doctors were awarded certificates rather than diplomas, as was the case in the West. The discussions surrounding physician-doctor and diploma-certificate appear to contribute to the history of education, medicine, and culture.

Keywords

Diploma, certificate, physician, history of education, history of medicine.

* Sorumlu yazar - Corresponding author & Yıldız Teknik Üniversitesi msigndz@gmail.com
Araştırma Makalesi - Research Article & Benzerlik / Similarity: 0
Başvuru & Submitted: 12 Eylül 2025 & Kabul & Accepted: 8 Aralık 2025
Atıf & Citation: Gündüz, M. “Enver Beşinci, İcâzetli Hekim Diplomalı Doktor, (İstanbul: Turkuaz Haberleşme ve Medya Yayıncılık, 2024)”, Osmanlı Medeniyeti Araştırmaları Dergisi, 27 (2025): 482-488.

Published by Ottoman Civilization Studies, Istanbul, Türkiye
This is an open-access article under the CC BY 4.0 license (https://creativecommons.org/licenses/by/4.0/).

Enver Beşinci, İcâzetli Hekim Diplomalı Doktor, (İstanbul: Turkuaz Haberleşme ve Medya Yayıncılık, 2024).

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi.
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.

Kanûni Sultan Süleyman

Kültürlerin ve medeniyetlerin taşıyıcı unsurları zihnin tasarımı ve ellerin marifetiyle vücuda getirilmiş alet-edevat, mimari abideler ve yazılı eserlerdir. İnsanlığın geçmişteki maddi üretim eserlerinin bir araya getirildiği mekân müzelerdir. Şahsi koleksiyonlar ise müzelere eşlik ve kaynaklık eden hususi birikimlerdir. Türkiye’de müzecilik ve koleksiyonerlik büyük ölçüde Tanzimat sonrasında başlamıştır. Yüzlerce yıllık özgün eğitim tarihine sahip ülkemizin, mütekamil bir eğitim tarihi müzesinden yoksun olduğunu belirtmek abartına olmayacaktır. Buna karşın, son zamanlarda bazı küçük girişimler ve özellikle de şahsî eğitim tarihi koleksiyonerlerinden bahsetmek mümkündür. İşte bunlardan biri Enver Beşinci’dir. Koleksiyoner Beşinci’yi benzeri meslektaşlarından ayıran hususlardan biri, biriktirdiği malzemeler hakkında akademik bilgiye de sahip olması ve bunu farklı düzeylerde ve ortamlarda kamusal sunuma dönüştürmesidir.1

Daha önce, Türk eğitim tarihinin kültür ve kimlik göstergelerinden biri sayılan icazetler ve diplomalar üzerine kapsamlı bir eser2 yayımlayan Enver Beşinci, bu kitabıyla benzer özellikler taşıyan ancak yeni bilgiler, iddialar ve yorumlar içeren İcâzetli Hekim Diplomalı Doktor başlıklı yayınıyla3 başta tıp tarihi olmak üzere eğitim tarihine anlamlı bir katkı yapmış durumdadır. Yazarın da ifade ettiği üzere kitap, daha önceki kapsamlı eserinden mülhemdir. Cildi, şömizi, kâğıt kalitesi, tasarımı, yayımlanan orijinal belge ve görselleri ile oldukça nitelikli bir fiziksel donanıma sahip olan kitabın editöryal vasıfları zevk-i selim sahiplerine hitap eder ölçüdedir. Sade ve akıcı lisanıyla kitap her kesimden okuyucuya seslenmektedir.

İcazetli Hekim Diplomalı Doktor kitabına yazar Beşinci’nin yanında konunun önde gelen uzmanlarından da katkılar yapılmıştır. İslam felsefecisi Ömer Türker, felsefeci Cengiz Çakmak, tıp tarihçisi Ali Haydar Bayat ve kitabın girişini yazan tıp tarihçisi Ayten Altıntaş’ın metinleri kitabın temel iddialarını destekler mahiyettedir. Kitap, “tıp eğitimi tarihi” başlıklı takdim, “din, insan ve tıp ilmi” başlıklı giriş, “hekim” kavramının tartışıldığı birinci bölüm ile “icazet ve icazetnamelerin” ele alındığı iki geniş bölümden oluşmuştur. Takdim kısmında, Ayten Altıntaş’ın kaleminden çıkan kısa metin okuyucuları karşılamaktadır. Burada Osmanlı Türk tarihinde geleneksel tıp ile modern tıbbın gelişimi (ss.13-19) kurumlar ve kişiler ekseninde ele alınarak özetlenmiştir.

Kitabın giriş kısmından sonra Beşinci’nin bu çalışmayı hazırlamasındaki temel iddia olan “ruh ve bedenden müteşekkil insanın çok katmanlı bir varlık olması ve sağlığın mekanik, tek boyutlu ve basit bir sebep sonuç ilişkisine indirgenemeyecek ölçüde karmaşık bir durum olduğu”nun öne çıkarıldığı görülmektedir. Farklı kavram ve sıfatlarla anlatılmak istenen kitabın ana tezi, “insan, beden ve ruh ile bir bütündür ve bunlar birbirinden ayrılamaz, ayrı düşünülemez” (s.26) şeklindedir. Sağlıkta ruhu ihmal etmek, insanın bir yarısını hesaba katmamak anlamına gelir. Nitekim yazar Beşinci’nin haklı iddiası, modern tıbbın insan ruhunu tamamen ihmal etmesi, insanı salt biyolojik hatta pozitivist bir kavrayışla mekanik, makine bir yapı olarak kabul etmesidir. Yazar kitabı boyunca bu iddiasını “hekim ve doktor” ile “icazet ve diploma” kavramları arasındaki tarihî ve felsefi derin anlam farkını vurgulayarak anlatmaya çalışmaktadır.

Kitabın “din, insan ve tıp ilmi” başlığında, bütün dinlerin sağlık konusunda getirdiği hükümlere ve alınan tedbirlere kısaca yer verilmiştir. Burada, İslam’ın varlık gayesindeki (mekâsıdü’ş-şeria) “can, mal, akıl, nesil ve dinin” muhafazası ilkelerinin kesişim noktasının sağlık olduğu görülmektedir. Bu sebeple bütün dinler ama özellikle de İslam, sağlığın korunması hususunda önemli ilkeler vaz etmiştir. Beşinci, bu konuyu Hz. İsa başta olmak üzere, Kur’an-ı Kerîm’den ayet ve Hz. Peygamberden hadislerle zenginleştirmiştir. “Dua ve şifa” arasındaki sıkı ilişkiye farklı kültür ve medeniyetlerden getirdiği örneklerle dikkat çekerek, insan maneviyatı, ruh ve tıp birlikteliğini dikkatlere sunmuştur. Bu noktada öne çıkan konulardan biri de, Kur’an’da adı geçen Peygamberlerden Lokman (a.s.) ve onun hekimliğidir. Antik Yunan filozofu ve hekimi Alkmaison ve Lokman Hekim’in sadece isimleri arasındaki güçlü etimolojik benzerliğe dikkat çekilmekle kalınmamış, asıl her ikisinin sağlığa dair sözleri, tavsiyeleri Profesör Cengiz Çakmak’ın kaleminden uzun bir şekilde anlatılmıştır (ss.43-50).

Hazret-i Peygamber’in tavsiyeleri ve pratikleri “tıbb-ı nebevî” adında özel bir disiplin ortaya koymuştur. Dinler ve özellikle de İslam’ın sağlık konusunda ayrışan temel vasfı ise, hastalıkların iyileştirilmesi değil, insanın hasta olmasını önlemektir. Buna “koruyucu hekimlik ve sağlık” denilmektedir ki modern tıptan ayrılan en önemli fark budur. Bu konuda kitapta Profesör Ömer Türker’den alınan “Tıbbın nebevî kaynağının tasdiki olarak icazet geleneği” (ss.103-108) başlıklı metin kitabın ruhuyla bütünleşmiştir.

İcazetli Hekim Diplomalı Doktor müellifi, “hekim” sıfatına hususi bir önem atfetmektedir. Kavramın, hâkim/hakem ve hakîm (bilge) sıfatlarıyla aynı kökten geldiğine dikkat çekildikten sonra, hekimin bilge kişiliği ayrıca vurgulanmaktadır (s.25). Burada yazar, “tabip ve tebâbet” kavramlarına da yer vermiştir. Ona göre, bir işin ehli olma, bir işte usta ve icazetli olan kişi anlamlarına gelen “tabip” de “hekim” yerine kullanılabilecek donanımda değildir (s.65).

Kitabın birinci bölümünde yazar, modern tıbbın Osmanlı Devleti zamanındaki gelişimine kısa bir yer ayırmıştır (s.51 vd.). Burada Tanzimat dönemindeki karmaşık gelişmeler özetlenmiş, Cerrahhane ve Mekteb-i Tıbbiye kurumlarının tarihlerine değinilmiştir. Beşinci’nin temel iddialarından biri, modern tıp eğitimi başladığı sırada hekimlere, mesleğini icra etme beratı, belgesi olarak batı dünyasında doktorlara verilen “diploma” karşılığı olarak “icazetname” belgesinin verilmiş olmasıdır (s.54). Beşinci bu ayrıma ciddiyetle dikkat çekmektedir ve bunun tesadüfi bir isimlendirme olmadığı, olamayacağı iddiasındadır. Onun tezine göre, hekimlik modern tıp paradigmasında olduğu gibi mekanik bir iş değildir; hekimliğin, doğrudan insanın fizik ve metafizik tarafı, maddi ve manevi hayatı ve sağlığı ile ilgili bir yönü vardır, zira hekim aynı zamanda hikmet sahibi insan demektir. “Doktor” ise, tıp eğitimi almış, temel sağlık bilgilerini edinmiş kişi (s. 56) demektir.

“Doktor” herhangi bir bilim dalında gerekli temel bilgileri edinmiş ve kendisine öğretme yetkisi verilmiş kişidir. Bu sıfat, doğrudan tıpla ilgili olmayan, “öğretmen” anlamında kullanılmış Fransızca “docteur” kelimesinden Türkçeye geçmiştir. Onun için Türkçede ciddi bir anlam karışıklığına da sebep olmuştur. Filolojide, tarihte, edebiyatta, hukukta doktor olan insanlar vardır. Bunun karşılığı batı dünyasında doktora eğitimi sonrasında verilen PhD (philosophy of doctor) unvanıdır. Anlaşıldığı kadarıyla, Osmanlı modernleşme aktörleri batıdaki bu farklılığı gözeterek, tıp alanındaki doktora hekim sıfatını vermişlerdir. Beşinci’nin yerinde tespitine ve iddiasına göre de modern tıp fakültelerinde öğrenim görüp mezun olanlara geleneğe uygun olarak “icâzetname” verilmiştir. Müellif, kitabında doktora eğitimi sonrasında verilen “doktor” unvanıyla, tıp alanında meslek icra eden kişilere doktor denilmesinin ayrımına daha geniş yer ayırsa mesele daha anlaşılır olabilirdi. (Örneğin, toplumuzda, doktorasını bitirmiş ve doktor unvanı almış bir tarihçiye, matematikçiye ya da sosyoloğa apartman komşusunun “artık doktor oldun beni bir muayene et, ya da bana bir iğne yap” talebindeki garip karmaşa tam da bu mevzu ile alakalıdır).

“Hekim” ve “doktor” ayrımını tarihî, felsefî ve metafizik vasıflarını dikkate alarak birbirinden ayıran ve bunların eş anlamlı kullanılamayacağını, doktor sıfatının hekimi karşılamadığını belirten yazar, filozof Ş. Teoman Duralı ve Murat Balanlı’nın metinlerinden de uzun alıntılarla (s.58) iddialarını temellendirmiştir. Hekim yerine doktor teriminin ifade ettiği anlamlar birbirinden bu kadar farklı olunca, hekimin aldığı icâzetle doktorun aldığı diplomanın da o kadar farklı olduğu muhakkaktır. Çünkü icazet, hekimin ve onun yaptığı ilmin, diploma ise doktorun yaptığı tekniğin bütün muhtevasını üzerinde taşıyan iki ayrı değişik kavramdır. Her şey kavramların taşıdığı içerikte saklıdır.

Beşinci, hekim ve doktor arasındaki mahiyet farkına değinirken, İslâm dünyasındaki sağlık ve eğitim kurumlarıyla ilgili de sürekli bilgiler vermiştir. Tıbbın, bütün milletlerin ortak değeri olduğu gibi İslâm medeniyetinde bu konuda büyük bir birikimin, külliyatın oluştuğu dile getirilmiştir. İslâm tarihi tıbbın zirve isimleri ve eserleriyle doludur. Dartüşsifalar ve tıp eğitimindeki tecrübelere yer verilirken usta-çırak ilişkisine geniş yer ayrılmıştır. Daha da önemlisi ise bir hekimde aranan vasıflar sıralanmıştır (s.65). Bilge kişi anlamına da gelen hekimin şefkat ve merhametle mesleğini icra etmesi modern, pozitivist tıp paradigmasıyla izahı zor bir husustur.

İcâzetli Hekim Diplomalı Doktor kitabında dikkat çeken konulardan biri tıbbın sembolü olan “yılan figürüne” yer verilmesi ve “hekim andlarına” (87-84) geniş yer ayrılmasıdır. Modern bir ritüel olmakla birlikte tarihî kökleri olan and pratiğinin farklı örneklerinin verilmesi tıp tarihi meraklıları için büyük zenginliktir. Kitabın sonunda çoklu yazarların telif ettiği ilginç bir tartışma metnine de yer verilmiştir (ss.133-138). Burada, Osmanlı son dönemi tıp eğitimindeki andların yanında erken Cumhuriyet döneminde tatbik edilen hekim andları ile İran’da hekim andları karşılaştırılmıştır. Burada manevi bir kutsallık ifadesi olan andın erken Cumhuriyet dönemindeki seküler veçhesine de dikkat çekilmiştir.

Enver Beşinci’nin ilk kitabında4 bolca örneği sergilenen icâzet ve icâzetname İslam-Türk eğitim tarihinin en özgün kurum ve ritüellerinden biridir. Beşinci, kitabının ikinci kısmını büyük ölçüde bu konuya ayırmıştır. İzin verme, yetkili kılma anlamına gelen icâzetin ıstılah manası, “talebenin bir ilimde yeterliliğini ispatlayan belge”dir. Biraz daha ayrıntılı manası ise, “ulum ve sanayide hususi bir mesleğe salik olanların lüzumu olan fünûn ve usulleri görüp, artık kendi kendine mütalaa ve mesleğinde ilerlemeye istidat kesbedenlere verilen belge”dir (s. 110). Kökeni Hz. Peygamberden hadis rivayetiyle başlayan5 icâzet ve icâzetnamenin hususi ve umumi türlerine de yer veren Beşinci, konuyu asgari şartlarda özetlemiştir. Kitabın sonunda Ali Haydar Bayat’ın yazarın tezini destekleyici “Klasik dönem Osmanlı Tıp Eğitiminde İcazet” başlıklı metni de kitaba zenginlik katmıştır.

İcâzetli Hekim Diplomalı Doktor yazarı Beşinci, Ş. Teoman Duralı’dan hareketle, kitabın temel felsefesini şöyle özetlemiştir: Mesele, hastalıkları iyileştirmeye gayret eden şahıslara doktor ya da hekim denilip denilmemesi, onlara verilen belgenin diploma ya da icâzetname olup olması değil, bu iki sıfat ve kavram arasındaki farkın aslında iki dünya, iki medeniyet arasındaki farka işaret ediyor olmasıdır (s.62). Bu fark aynı zamanda kültür ve kimlik farklarına da bir referanstır. Bir meslek mensubuna, bir olguya verilen isim ve kullanılan kavram o toplumun kimliğini ve kültürünü belirler. Bu bakımdan, sağlıktan sorumlu kişilere hekim ya da doktor denilmesinin ciddi bir anlamı vardır ve bu bir şuuru ifade eder. Bu bakımdan Osmanlı modernleşme öncülerinin, doktor yerine hekimi tercih etmeleri tesadüfi değildir. Kitapta, Osmanlı son döneminde çift dilli verilen okul bitirme belgelerinde Fransızca diploma kelimesinin karşılığı olarak icazetname ifadesinin yer aldığına da dikkat çekilmiştir. Mühendishanelerden mezun olanlara şehadetname verilirken, Tıbbiye’den mezun olanların icazetname alması da Beşinci’nin önemle üzerinde durduğu konuların başında gelir (s.130).

Kitabın farklı kısımlarında sıklıkla tartışıldığı gibi, hastalıkların iyileştirilmesini amaç edinen modern/çağdaş tıp anlayışı ile insanı öncelikle hasta etmemek, onun sağlıklı durumunu sürdürmek zihniyeti üzerine kurulu geleneksel tıp anlayışı birbirinden ayrışmaktadır. Kitabın temel vurgusu modern tıbbın, dolayısıyla da onun icracısı “doktor”un önceliğinin hastalığı korumak değil, hastayı bir makine tamir eder gibi iyileştirmeye çalışmasıdır. Daha önemlisi ise, modern dönemde sağlığın, şifanın, kapitalist bir meta haline dönüşmüş olmasıdır. Aslında yazar son iki yüz senede hızla değişen bir felsefeye, zihniyete ve dönüşen paradigmaya işaret etmektedir. Aslında kitapta üzerinde durulan temel husus bu yeni zihniyet ve felsefedir. Doktorun kendisi ya da tatbik ettiği usul, yöntem değildir. Zira bu yeni zihniyet dünyasında doktoru da aşan kapsamlı bir dönüşüm yaşanmıştır; bunun faili doktor, görünümü ve belgesi ise diplomadır. Bilimsel buluşlar ve yenilikler ise hiç değildir. Bilimin insanlık için getirdiği yeniliklere, bulduğu çarelere karşı durmak elbette anlamlı-mantıklı bir duruş olmayacaktır. Yazarın durduğu yer de burasıdır.

Etik Beyanı

Bu çalışmanın, özgün bir değerlendirme olduğunu; hazırlık, veri toplama, analiz ve bilgilerin sunumu olmak üzere bütün aşamalarda bilimsel etik ilke ve kurallarına uygun davrandığımı; çalışma kapsamında elde edilen bütün veri ve bilgiler için kaynak gösterdiğimi ve bunlara dipnotlarda yer verdiğimi; toplanan verilerde herhangi bir değişiklik yapmadığımı, çalışmanın Committee on Publication Ethics (COPE)’ in bütün şartlarını ve koşullarını kabul ederek etik görev ve sorumluluklara riayet ettiğimi beyan ederim. Herhangi bir zamanda, çalışmayla ilgili yaptığım bu beyana aykırı bir durumun saptanması durumunda, ortaya çıkacak bütün ahlaki ve hukuki sonuçlara razı olduğumu bildiririm.

Declaration

I declare that this study is original; that I have acted by the principles and rules of scientific ethics at all stages of the study, including preparation, data collection, analysis, and presentation of information; that I have cited sources for all data and information not obtained within the scope of this study and included these sources in the bibliography; that I have not made any changes in the data used, and that I comply with ethical duties and responsibilities by accepting all the terms and conditions of the Committee on Publication Ethics (COPE). I hereby declare that if a situation contrary to my statement regarding the study is detected, I agree to all moral and legal consequences that may arise.

Hakem Değerlendirmesi: Dış bağımsız.

Çıkar Çatışması: Yazarlar çıkar çatışması bildirmemiştir.

Finansal Destek: Yazarlar bu çalışma için finansal destek almadığını beyan etmiştir.

Peer-review: Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest: The authors have no conflict of interest to declare.

Grant Support: The authors declared that this study has no financial support.

Kaynakça

  • Beşinci, Enver, İcazetli Hekim Diplomalı Doktor, İstanbul: Turkuaz Haberleşme ve Medya Yayıncılık, 2024.
  • Beşinci, Enver, Osmanlı’dan Günümüze İcazetten Diplomaya, İstanbul: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yayınları, 2018.
  • Sezgin, Fuat, Buhârî’nin Kaynakları, Ankara: Otto Yayınları, 2012.

1 Enver Beşinci’nin TÜBİTAK’ın yayımladığı Sosyal Bilimler Ansiklopedisi (2022) ile TUBA ve Türkiye Maarif Vakfı’nın birlikte yayımladığı Türk Maarif Ansiklopedisi (2024) yanında kendi internet sayfasında (https://enverbesinci.com) çok sayıda yayını vardır. Beşinci, eğitim tarihiyle ilgili belgeler başta olmak üzere, nişanlar, ödül ve ceza belgeleri biriktirmektedir. Son zamanlarda ise çok ilginç ve sıra dışı bir gayretin peşindedir: “Semavi dinlerde evlilik aktileri”.

2 Enver Beşinci, Osmanlı’dan Günümüze İcazetten Diplomaya, İstanbul: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yayınları, 2018, 451 s. (Büyük boy, prestij baskı).

3 Enver Beşinci, İcâzetli Hekim Diplomalı Doktor, İstanbul: Turkuaz Haberleşme ve Medya Yayıncılık, 2024, 149 s.

4 Beşinci, a.g.e, 2018.

5 Fuat Sezgin, Buhârî’nin Kaynakları, Ankara: Otto Yayınları, 2012, s.29.